Duyan, Bilen Var mı?
Ülkemiz sınırları içerisinde spor ile alakadar genç ve yetişkin nesillerin spor denilince akla ne gelir sorusuna verilecek olan yanıtlarının büyük çoğunluğunun hangi spor dalı olacağını tahmin edebiliyorsunuzdur. Cevap çok basit. Futbol. Nadir de olsa bu cevapların arasına basketbol da girebilmektedir. Fakat futbolun yanında basketbol dahi sönük kalabilmektedir.
Evrensel olarak her yeni doğan çocuk ilk eğitimine aile içinde başlamaktadır. Kavram ve olguları ilk olarak aile içi duydukları ve gördükleri ile zihinsel şemalarına yerleştiren genç nesillerimizin spor kavramıyla tanışmaları da doğal olarak ebeveynleri sayesinde gerçekleşmektedir. Bir düşünelim nasıl olur(oluyor)? Ülkemizde spor kavramıyla yeni tanışacak olan bir birey muhakkak bu kavram içinden 3 isimden birisiyle tanışır. Nedir bunlar? Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe. Çocuk yavaş yavaş hareket yetisini kazandıkça da önüne verilen bir topa tekme atması istenir. Ardından ebeveynin çocuğuna verdiği “Goooolll” tepkisiyle o çocukta artık Futbol kavramı filizlenmeye başlamıştır. Henüz akranlarıyla oyun çağına gelene dek başka bir spor dalından haberdar olması imkansız gibidir. Akranlarıyla oyun çağına gelen birey aile dışı tanıştığı bu ilk ortamda da farklı bir spor dalı ile tanışma şansını malesef yakalayamamaktadır. Park ve bahçelerde çocuklar tarafından oynanan spor dalı yine büyük bir çoğunlukla futboldur.
Gelelim eğitimin profosyonel olarak verildiği kurumlara. Eğitim kurumlarımız olan okullarımızda spor eğitimi için uygulanan bir ders olan Beden Eğitimi dersi müfradatında futbol yanında diğer branşlarında uygulamalı olarak yeri vardır. Fakat nedendir bilinmez Beden Eğitimi dersinin amacı erkeklere futbol, kızlara ise verilen bir voleybol topu vasıtasıyla ders süresi boyunca karşılıklı serbset bir maç yaptırılmasından öte gidememektedir. Nadir de olsa kimi eğitim kurumları diğer branşlara da önem vererek eğitimlerini sürdürmekte ve kendi takımlarını oluşturubilmektedir. Fakat bu kurumlar tüm eğitim kurumlarının yanında bir elin parmaklarını geçecek cinsten değildir.
İşte hal böyle olunca yetişkin bir birey aldığı eğitim sonucu sporun sadece futboldan ibaret olduğunu görmektedir. O yüzden bir futbol maçında ülkemizde tribünlerin ortalama 20000′leri görürken bir hentbol maçında ise 200-300 gibi rakamlarda kalması hiç şaşırılacak bir mevzu değildir.
Günümüzde Sonbarikat, ForzaBeşiktaş gibi oluşumların sayesinde Beşiktaş taraftarlarının amatör branşlara ilgi ve önem verme hassasiyetinin oluşturulması istenmektedir. Bu emektar insanlar sayesinde bu hassasiyet yavaş yavaş kendini göstermeye de başlamıştır. Kendilerini bu açıdan canı gönülden kutlamak ve tebrik etmek gerekir.
Sonuç olarak amatör branşlara duyulan ilgi ve bu branşların öneminin kazanılması için olaya “Ağaç yaş iken eğilir.” mantalitesi ile yaklaşarak, eğitim görevinin büyük bir kısmını üstlenen okullarımızdaki ilgili programların daha işlevsel hale dönüştürülmesi sağlanmalıdır.
Bu arada unutmadan geçenlerde bir hentbol takımı kupa şampiyonu oldu? Kim olduğunu duyan, bilen var mı? Beşiktaşlı kardeşlerimin kaçı haberdar bu durumdan?



